YUKARI
 ANA SAYFA > MİKROBİYOLOJİ HAKKINDA
MİKROBİYOLOJİ-İLK BAKTERİ


MİKROBİYOLOJİBazı bilim insanları, bakterilerin dünya üzerindeki ilk canlılar olduklarını savunuyorlardı. Yaygın bilimsel düşünce olarak; bakteriler, 3.5 milyar yıl önce sulu bileşikler içinde, organik içeriklerin azalmasından veya kil yüzeylerin kristalleşmesinden dolayı ortaya çıkması yönündedir. Bu noktadan sonra, değişik formlar gelişmiş ve çevre koşullarına adapte olmuşlardır. Bütün değişimleri tecrübe etmişlerdir. Dünya soğudu, kara kütleleri ve okyanuslar oluştu ve algler oksijen üretmeye başladılar. Bakteriler tek varlık olarak konsorsiyumlar kurdular ve adapte olmaya devam ettiler. Ve endosimbiyoz  teorisine göre bunlar bitki,hayvan ve son olarakta insan olarak geliştiler.

Bildiğimiz üzere bakteriler hala dünyayı kontrol ederler. Onlar dünyada su olan her çevrenin içinde ve üzerinde yaşarlar. Hatta insanlar da iç habitat olarak yaşamaktadırlar. Bazı hastalıklara neden olabilir ama çoğu değildir. Hatta bazıları bizim varlığımız için gereklidir. Eğer tüm bakteriler ölseydi, tüm varlıklar yok olabilirdi. Ancak; tüm bitki ve hayvanlar ölse, bakteriler hayatta kalsa, bakteriler yeni bir çevre kurmak için adapte olabilirler. 

13.yy da bir İngiliz Katolik rahibi olan Roger Bacon, hastalıklara “görünmez varlıklar”ın neden olduğunu ortaya sürdü. Ancak mikroskop icat edilmediği için ilerleme kaydedilmedi.17.yy da varlıklı bir keten tüccar olan Anton van Leeuwenhoek, mikroskobu icat edip minik canlıların ve bütün bir evrenin varlığını ortaya koydu. O mikroorganizmaları ilk gören kişi oldu, ayrıntılı mikroorganizma çizimleri sayesinde çoğu mikrobiyolog onu  “Mikrobiyoloji’nin Babası” olarak görür.MİKROBİYOLOJİ

Yaklaşık 100 yıl sonra (1798), Edward Jenner isimli doktor inekleri enfekte eden cowpox ile enfekte olmuş çiftçiler ve sütçü kızların smallpox’a daha az enfekte olduğunu fark etti ve Jenner cowpox ile efenkte olmanın vücuda direç sağladığını düşündü. Daha sonra 8 yaşındaki bir çocuğu cowpox’a sürterek aşılamaya çalıştı, işe yaradı ve tarihe geçti. Günümüz immünoloji terimlerinin temelleri atıldı. 1880 de Louis Pasteur başka bir aşılama işlemini gerçekleştirene kadar 82 yıl geçti. Pasteur, tavuk kolerası için zayıflatılmış kültürler kullandı. Bu çalışmasına Cowpox’u ve Jenner’ı onurlandırmak için Latince inek kelimesini kullandı. Kısa bir süre sonra Amerikalı Theobald Smith, ısı ile öldürülmüş kültürleri kullanarak, modern aşı proflaksisini sürdürmeye devam etti.

Mikrobiyoloji öncelikle Van Leeuwenhoek ile merak konusu oldu ancak 1800’lerin sonların kadar geçen 200 yıl içinde bir türlü tam olarak keşfedilemedi. Bu çalışmalara olan ilgi, genel tartışmalarla ve Koch'un bulaşıcı hastalıklara karşı önerileriyle ortaya çıktı. 1880-1900 arasındaki 20 yıl–Mikrobiyoloji’nin Altın Çağı-  önemli tüm hastalığa neden olan mikroorganizmaların keşfi ile geçti. Major bakteriyel patojenler ve virüsler tanımlandı, izoleedildi ve kontrol edildi. Böylece çokça ölümlere neden olan şarbon, difteri, tetanoz, tifo, sarı humma, kuduz, frengi ve verem kontrol altında tutulmaya başlandı.

Dünya’nın her yerinden gelen bilim adamları ve onların çalışanları arasında en çok dikkat çeken bilim adamları olarak Pasteur (Fransa), Robert Koch (Almanya), ve Joseph Lister (İngiltere) görülür. Onların kolektif çalışmaları çok ilgi çekti. Bu 20 yıl içerisinde bu bilim adamları bakterileri daha iyi kontrol altına almaya ve kullanmaya başladılar. Avrupa ve İngilteredeki laboratuvarlarda çalışan mikrobiyologlar Amerikaya mikrobiyolojiyi getirdiler. 1899 yılında, Amerikan Bakteriyologlar Derneği (SAB) kuruldu. (Şimdi Amerikan Mikrobiyoloji Topluluğu (ASM) olarak bilinen, dünyanın en büyük biyolojik bilimsel örgüttüdür)

Sonraki 20 yıl olgunlaşma süreci olarak geçti. Çoğu araştırmacı önceki araştırmaların kaosunu yönetmeyi ve düzenlemeyi öncelikli iş olarak gördü.  Örneğin, 1914 yılında Digestive Ferments Company (Sindirim Mayaları Şirketi) (şimdiki Difco) kuruldu. Bu şirket, kültür çalışmalarında uzun zaman alan ortam hazırlıklarını ortadan kaldıran ve çalışmalarda istikrar sağlayan susuz kültür ortamlarını tanıttı. Resmi yöntemleri ve taksonomik açıklamaları standart haline getirildi. Amerikan Halk Sağlığı Birliği (APHA)ve SAB bu konuda büyü katkı sağladı.

Bugünün kozmetik ve ilaç alanında mikrobiyologların ihtiyaç duyduğu temel metinler, ilaç için U.S. Pharmacopeia (XXIII, 1995), kozmetik ve parfümler için the U.S. Food and Drug Administration (FDA), Bacteriological Analytical Manual (1992), The Cosmetic, Toiletry, ve Fragrance Association (CTFA) Technical Guidelines (1993).

Sabit kültür ortamları,metot ve bilgi anlatımları olmasaydı, analiz sonuçları ve çalışma prosedürleri bu kadar kolay anlaşılmazdı. Bizi bu kaostan kurtarıp düzen sağlayanlara şükran borçluyuz.